» EPILEPSIREHBERI.COM site haritası | iletişim |  
  » Epilepsi Hakkında
» Epilepsi'nin Nedenleri
» Teşhis ve Tedavi
» Nöbet Anı
» Epilepsi ile Yaşam
» Kim Destekler
     
 
 
EPİLEPSİ-SARA TAM OLARAK ANLAMI NEDİR?

“Epilepsi”
terimi temel olarak Yunanca “nöbete yakalanmak” anlamına gelen (“epilambenein”) kelimesinden türetilmiştir. Diğer bir deyişle “epilepsi”, “nöbet” veya “kasılma hastalığı” dır. Bununla beraber farklı türlerde kasılma hastalıkları bulunduğu için epilepsi (sara) olarak adlandırılması daha yerinde olacaktır.
  » Epilepsi-Sara tam olarak anlamı nedir?
» Çocuklarda epilepsi görülme sıklığı nedir?    Hastalık kaç yaşında başlar?
» Epilepsi nöbetleri nasıl olur?
» Kaç farklı tür epilepsi vardır?
» Epilepsi kalıtsal bir hastalık mıdır?
» Epilepsi zihinsel yetmezliğe veya davranış    bozukluklarına yol açar mı?

Bu sitede bazı farklı epilepsi türleri ile karşılaşacaksınız, fakat yine de günümüze kadar bilinen tüm türleri bulamayabilirsiniz. Bunun birincil nedeni olası tüm türleri aktarmak bu sitenin kapasitesini aşacaktır ve ikincil olarak da bilinen bazı epilepsi türleri son derece seyrek görülmektedir.

Herkese bazı belirli durumlarda örneğin; elektrik şokuna, oksijen yetmezliğine veya ciddi bir baş yaralanmasına bağlı olarak epileptik bir nöbet geçirebilir. Buna karşın, epilepsi nöbetleri belirgin hiçbir nedene bağlı olmaksızın, normalde tamamı ile sağlıklı olan bir kişide görüldüğünde ve tekrarlanmaya meyil ettiğinde epilepsi olarak adlandırılmaktadır. Böyle bir durum epilepsinin kronik, uzun süreli bir hastalık olduğunu gösterir (buna karşın, bu durum epilepsinin yaşam boyu süreceği anlamına gelmez).

Doktorlar da dahil olmak üzere bazı kişiler bu hastalık için “sara” ya da “epilepsi” terimini kullanmaktan kaçınırlar, çünkü bu terimler insanlarda kötü bir izlenim uyandırmaktadır. Eski çağlarda insanlar şiddetli kasılmalarla gelen korkunç nöbetlerden dolayı bu hastalığı doğaüstü bir nedeni olduğuna ve o kişinin ruhuna artık şeytanların hükmettiğine inanmaktaydılar. Bu batıl inanç artık geçmişte kalmış bulunmaktadır. Yine de, bir çok insan saranın zihinsel bir bozukluk olduğunu veya sonuçta zihinsel kapasitenin kaybına yol açtığını veya kalıtsal (irsi) ve tedavi edilemeyen bir hastalık olduğunu düşünmektedirler. Epilepsili bir çocuğun ve ailesinin hayatını son derece zorlaştıran tüm bu yanlış kanılar modern bilim tarafından uzun zaman önce çürütülmüştür.

Epilepsi beyinde başlayan bir hastalıktır. Zihinsel bozukluklarla hiçbir ilgisi yoktur ve istisna sayılabilecek vakalar haricinde zeka gerilemesine yol açmaz. Diğer bir çok hastalıkta olduğu gibi epilepside de benign (iyi huylu) ve malign (kötü huylu) türler bulunmaktadır. Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır ve bir çok vakada hastalık tamamen iyileşebilir.

“Sara” ya da “epilepsi” terimi yerine “nöbet”, “kasılma” veya “konvulziyon” sözcüklerini kullanmak tamamen kişisel bir seçim sorunudur. Sözcük seçimi hastalığın var olduğu gerçeğini değiştirmez. Hastalığa uygun bir isim aramak yerine uygun tedavi yöntemlerini araştırmak çok daha önemlidir.

ÇOCUKLARDA “EPİLEPSİ” GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR? HASTALIK KAÇ YAŞINDA BAŞLAR? [yukarı]

Yaklaşık 400 milyon nüfusu olan Avrupa’ da 2.000.000 civarında epilepsili çocuk bulunmaktadır. Bu sayı göstermektedir ki çocuklukta “epilepsi” herkesçe bilinen romatizma, diabet (şeker hastalığı) ve tüberküloz gibi kronik hastalıklardan daha sık görülmektedir.

Epilepsi vakaları için elimizde kesin sayılar bulunmamaktadır, çünkü bu hastalık doktorların yetkilileri haberdar etmelerini gerektiren, bildirimi zorunlu bir hastalık değildir. Bir diğer neden de, ailelerin çocuklarının epilepsili olduğu bilinirse saygınlıklarını kaybedeceklerini düşünmeleri ve çocuklarına bir doktora götürmektense “alternatif” (geçerliliği kanıtlanmamış) tedavi yöntemleri uygulayan kişilere başvurmalıdırlar.

Daha önce de anlattığımız gibi tek bir epileptik nöbetin görülmesi mutlaka epilepsi başlangıcını işaret etmez. Bebekken veya çocukken bir veya birden fazla nöbet geçirdiği halde kronik (uzun süreli ve kalıcı) epilepsiye yakalanmayan çocuk sayısı yukarıda belirttiğimiz epilepsili çocukların çok daha fazlasıdır.

Epilepsi nöbetleri hayatın herhangi bir döneminde, hatta belli bazı koşullarda doğumdan hemen sonra bile başlayabilir. Bütün epilepsi hastalarının dörtte üçünde ilk epilepsi nöbetleri 20 yaşından önce, özellikle de ilk üç yaş içinde ve ergenlik çağına yakın zamanlarda görülür.

İlk nöbetlerin görüldüğü yaştan yola çıkarak epilepsinin nedeni, hastalığın seyri ve tedavi edilebilir olup olmadığı konusunda hiçbir güvenilir sonuç çıkarılamaz.

EPİLEPSİ NÖBETLERİ NASIL OLUR? [yukarı]

Bir çok farklı türde epilepsi nöbeti vardır ve bu kitapçık sadece en önemli olan türlerden bahsetmektedir.

“Majör” Ve “Minör” Nöbetler

Yakın zamana kadar epilepsi nöbetleri “majör” ve “minör” olmak üzere ikiye ayrılıyordu. Tıbbi terminolojide, özellikle de doktorlar, hastalarla ve akrabalarıyla konuşurken, bu iki terim hala farklı türlerdeki nöbetleri tarif etmek için kullanılır. Siz de bu iki terimle sık sık karşılaşacaksınız. Bununla beraber, “majör” nöbetler son çözümlemede orta şiddette bir seyir izleyebilirken, iyi seyir göstermeyen bazı epilepsilerin sadece “minör” nöbetlerle sonuçlanabildiği konusunu iyi anlamanız önemlidir.

“Majör” Nöbetler

Majör nöbetler özellikle ‘ Grand Mal’ nöbetleri içerir. Bu nöbet türünde çocuk aniden bilincini kaybederek yere düşer, çoğu vakada düşme hiçbir önbelirti görülmeden olur. Çocuk sıklıkla bir tür ses çıkarır (çığlık, inilti gibi bir ses); gözlerini döndürür, tüm vücut kaskatı kesilir (bu duruma tonik faz denir) ve kollarda, bacaklarda ve yüzde oluşan spazmlarla (kasılmalarla) sonlanır (bu duruma da klonik faz denir). Seyir şeklinden dolayı doktorlar bu tipteki nöbetleri ‘tonik-klonik Grand mal’ olarak adlandırırlar. Bu son derece tehlikeli görünen sürecin en tepe noktasında çocuk salyalar akıtır ve hatta ağzı köpürür, nefes alıp vermekte zorluk çeker, eller ve dudaklar mavimsi –kırmızı bir renk alır.

Genel olarak majör semptomlar (belirtiler) 1-3 dakika içinde yatışır. Bu noktada çocuk yorgundur ve uzun bir süre ayağa kalkamaz. Çocuk bu tür bir nöbet sırasında sıklıkla küçük ve büyük tuvaletini kaçırır. Nöbetin başlangıcında çene kaslarının kasılmasına (çene nöbeti) bağlı olarak dilde ve yanaklarda ısırma sonucu incinmeler oluşabilir.

Eğer bu tür majör nöbetler çocuk uykudayken gelirse yatağın sallanmasından veya çocuğun çıkardığı seslerden anlaşılabilir. Çocuğun ertesi sabah kendini yorgun hissetmesi, başının ağrıması, yastıkta fazla miktarda salya izlerinin olması veya çocuğun önceden hiç yapmadığı halde yatağını ıslatmış olması gece bir nöbetin geldiğini gösterebilir.

Grand mal nöbetler bazen bir dakikadan daha az sürer. Bu nöbetler seyrek olarak vücudun sadece bir tarafını etkiler (buna hemispazm denir). Bilinç korunabilir veya daha yüksek ya da düşük bir seviyede sınırlı kalabilir. Daha ılımlı olan bu belirtilere rağmen bu tür nöbetler de “majör nöbetler” grubu altında sınıflandırılırlar.

Bir majör nöbetten saatler veya günler önce, bazı çocuklarda gerginlik, depresyon veya mızmızlanma gözlenebilir. Bu belirtiler ışığında bazı anne ve babalar, çocuklarının ne zaman nöbete yakalanacağını çok kesin olarak tahmin edebilirler. Bazı diğer çocuklarla bir majör nöbet bazen karın ağrısı, bulantı, uyuşukluk, belirsiz görsel veya duygusal algılamalar ve sıkıntı hissi gibi belirtilerle birkaç saniye öncesinden bildirir. Bu tür küçük “haberci” leri yaşça büyük çocuklar çok kesin olarak tarif edebilirler ve bunlara “aura” adı verilir.

“Minör” Nöbetler

Minör nöbetler Grand mal nöbetlerden çok daha az şiddetlidir. Minör epileptik nöbetin en hafif şekli kısa bir bilinç kaybıdır (bir boşluk duygusu). Çocuk “boşluktadır” ve birkaç saniye tepkisiz kalır, genellikle yaptığı işe ara verir veya yavaşlar, bakışlarını tek bir noktaya sabitler ve dalgın dalgın bakar. Özellikle hastalığın başlangıcında bu tür nöbetler sıklıkla yanlış anlaşılır ve kötü bir alışkanlık veya aptalca bir hareket olarak nitelendirilir.

Bebeklerde minör nöbetler çoğunlukla birkaç defa tekrarlanan ani kasılmalar şeklinde meydana gelir (şimşek nöbetler). Bazen bebekler her seferinde 1-3 saniye sürecek şekilde eğilirler (selam nöbeti). Bu tür bir nöbet bazen yanlış değerlendirilir ve gerginlik veya sancı şeklinde bir mide ağrısı olarak değerlendirilir.

Temel olarak küçük çocuklarda görülen küçük epileptik nöbetler, tike benzeyen göz kırpmalarıyla (göz kırpma nöbeti, winking spazm) veya belirgin bir baş hareketi ile kendini gösterir (nodding spazm). Eğer bu nöbetler, daha belirginse, çocuk genellikle aniden arka üstü veya yüzüstü düşer (düşme nöbeti), bu da sıklıkla yaralanmalara neden olur.

Minör nöbet terimi, nöbetler (kasılmalar, kaskatı kesilmeler ve acı çekiyor olma duygusu, karıncalanma, uyuşma veya garip hisler şeklinde duyumsanabilir) vücudun sadece bir kısmını (kol, bacak veya yüzün bir tarafı etkilediğinde de kullanılır. Bu türe vakalarda çocuğun bilinçliliği bozulmaz.

Diğer bir tür minör nöbet türü ise “davranışsal bozukluklar” (pisikomotor veya kısmi kompleks nöbet) ile benzerdir. Çocuk gereksiz yere yutkunur veya yalanır, elleriyle oynar, anlamsız konuşur veya amaçsızca etrafta koşar. Bu tür psikomotor 30 saniye, 1 dakika, hatta 2 dakika sürebilir.

Minör nöbetler sıklıkla hayatın belirli bir evresinde ortaya çıkmaya meyillidirler ve bu yüzden de yaşa-bağlı veya yaşa-dayalı minör nöbetler olarak adlandırılırlar; örneğin şimşek ve selam nöbetleri nerede ise sadece bebeklerde görülür, göz kırpma ve düşmeler temel olarak küçük çocuklarda, boşluk nöbetleri de okul çağındaki çocuklarda belirgin bir şekilde görülür. Diğer minör nöbetler ve majör nöbetlerin çoğunluğu hayatın her evresinde görülürler ve bu yüzden yaşa bağlı olmayan nöbetler olarak adlandırılırlar.

“Jeneralize (Genel)” Ve “Parsiyel (Kısmi)” Nöbetler  

Günümüz tıp dilinde “majör” ve “minör” nöbetler yerine artık “jeneralize(genel)” ve “parsiyel (kısmi)” nöbetlerden bahsedilmektedir.

“Genel” nöbet, vücudun her iki tarafını da başlangıçtan itibaren eşit olarak etkileyen veya başlangıç noktasından bakıldığında beynin her iki bölümün de aynı anda aktivitesinin kuşatması altında kaldığı nöbet türüdür.

Burada bütün vücudun nöbet tarafından etkileniyor olması mutlaka gerekmez. Önemli olan başlangıçtan itibaren her iki tarafın da etkilenmiş olmasıdır.Şu ana kadar bahsedilen nöbetlerden aşağıdakiler “jeneralize (genel)” nöbet olarak tanılanabilir;Grand mal ve boşluk nöbetleri, şimşek ve selam nöbetleri göz kırpma ve kafa sallama nöbetleri ve düşme nöbetleri.

Bunun tersine eğer nöbetin başlangıçında vücudun sadece bir tarafı veya vücudun bir tarafının sadece sınırlı bir bölümü nöbetten etkilenmişse, bu defa nöbetli parsiyel veya fokal nöbet diye tanımlıyoruz.

Bu tanımlamaya göre şu nöbetler parsiyel nöbetlerdir;hemispazm(bir tarafı tutan kasılma); öncesinde “aura”olan Grand mal nöbetler;sadece bir tarafı etkileyen kasılmalar, kaskatı kesilmeler, veya sadece bir tarafı etkileyen duysal bozukluklar.

Dahası; epileptik nöbetlerin genel veya kısmi nöbetler olarak sınıflandırılması başlangıçta kısmi olan bir nöbetin, bir süre sonra genel nöbete dönüşebiliyor olduğu gerçeğini değiştirmez.Örneğin;Nöbet bir elde görülen kasılmalarla başlar(kısmi nöbet) ve hızla tüm vücuda yayılır(genel nöbet).Nöbet aktivitesinin başlangıcı yalnız başına nöbetin veya “kısmi” olarak sınıflandırılması için önemlidir.Bununla beraber, bazı durumlarda nöbetin genel mi yoksa kısmi mi olduğu sadece elektroansefalogram(EEG) adı verilen ve beyindeki elektiksel aktiviteyi ölçen bir cihaz yardımı ile anlaşılabilmektedir.(Bu broşürde bulunan “EEG Nedir?” başlıklı bölümü okuyunuz).

“Status Epilepticus” (Sara Hali)

(Birbiri ardına genel epilepsi nöbetleri ile belirgin durum. Hasta nöbetler sırasında bilincine hakim değildir).

Tüm epileptik nöbetler bazı durumlarda kısa zaman aralıklarıyla tekrarlayabilir.(dakikalar veya saatler içinde);eğer hastanın bilinci nöbetler arasında yerine geliyorsa bir “dizi nöbet” söz konusudur.Eğer tek bir nöbet 15 dakikadan fazla sürüyorsa veya hastanın bilinci nöbetler arasında yerine gelmiyorsa “Status epilepticu”(Epilepsi Durumu ) söz konusudur.

Majör nöbetlerde (Grand mal nöbet) bu tür bir durum, hayati tehlike taşır ve hasta sadece hastanede tedavi edilebilir.

Her ne kadar minör nöbetler daha az tehlikeli olsalar da, çoğu kez yanlış yorumlanırlar.Örneğin bir boşluk nöbetini bir diğeri izlerse çocuk hantal ve yorgun görünür.Çocuk çok az konuşur ve hareketleri kukla gibidir.Eğer tedavi edilmezse bu tür minör nöbetler saatlerce, günlerce hatta haftalarca sürebilir.

KAÇ FARKLI TÜR EPİLEPSİ VARDIR? [yukarı]

Bu broşürün başında farklı epilepsi türlerinin bulunduğunu ve bu yüzden de tek bir epilepsi hastalığından bahsetmek yerine ayrı ayrı türler üzerinde durmanın çok daha yerinde olacağından bahsetmiştik.

Artık farklı türlerdeki nöbetlerin modern (uluslar arası) sınıflandırmasını biliyorsunuz; Genel Kısmi nöbetler, epilepsilerin modern sınıflandırılması da aynı çizgiyi takip eder; Genel ve kısmi epilepsidir.

Epilepsi genel nöbetlerde (majör ve minör)bir seyir gösterdiğinde, genel epilepsiden, kısmi nöbetlerle seyrettiğinde parsiyel (kısmi) epilepsiden söz ederiz.

Grand mal nöbetlerle seyreden epilepsi bir jenaralize (genel) epilepsidir (genel Grand mal epilepsi ), ki buna örnek olarak sık boşluk nöbetlerinin görüldüğü türdeki epilepsiyi gösterebiliriz (bu tür nöbetleri tıp dilindeki ismi “piknolepsi” dir ve çocuklukta en sık rastlanan genel epilepsi türüdür).

Daha önce bahsedilen aura’lar ile haberdar edilen majör nöbetler (ilgili sayfaya bakınız) ile veya psikomator(kompleks parsiyel) nöbetlerle veya hemilateral nöbetlerle seyreden epilepsiler, parsiyel epilepsi olarak sınıflandırılır. Çocukluk çağında en sık görülen kısmi epilepsi 3-12 yaşlar arasında ortaya çıkan yoğunlukta uyku sırasında gelen nöbetlerle belirgin olan jacksonian veya rolandik epilepsidir.

Çocuk sıklıkla ağzının çevresinde veya yüzünün bir tarafında garip bir hisle uyanır, ağzının bir kenarında veya bir yanakta kasılmalar olabilir ve genellikle yoğun salya ile birlikte görülür. Çocuk konuşamaz fakat sıklıkla garip hareketler yapıp anlaşılmaz sesler çıkartarak anne-babalarının dikkatini çeker. Çocuk bu tür nöbetler sırasında bilincine hakimdir.

Belli bir tür epilepsinin en önemli ve karakteristik belirtisi bireysel epilepsi nöbetidir. Doktorun kesin bir teşhis koyabilmesi ve doğru tedaviyi seçebilmesi için sizin anne-baba olarak çocuğumuzun nöbetlerini dikkatlice takip edip, daha sonra doktorunuza mümkün olduğunca doğru tarif etmeniz çok büyük önem taşır.

Sadece nöbetler değil ayrıca hastalığın kaynağı, seyri ve prognozu da(hastalığın olası sonucu) bireysel epilepsi türlerinde çok farklı olabilir.

EPİLEPSİ KALITSAL BİR HASTALIK MIDIR? [yukarı]

Çok genel sözcüklerle anlatmak gerekirse, bir çok hastalığın gelişmesine yol açan iki temel koşul vardır: Birincisi kişinin kendinde bulunan bir eğitim ve ikincisi ise dış kaynaklı veya sonradan edinilmiş hastalığı ortaya çıkaran bir sebeptir. Kişide bulunan eğilimin özellikle önemli rol oynadığı bazı hastalıklar vardır (örneğin şeker hastalığı veya gut hastalığı). Öte yandan, diğer bazı hastalıkların ortaya çıkışında ise belirli tetikleyici dış (edinilmiş) nedenler asıl sebeptir(örneğin;akciğer kanseri).

Bir hastalığa olan eğilimin boyutu kalıtımla (genlerle) ilgilidir ve anne babadan çocuklara geçer; Bu yüzden burada genetik veya ailevi bir eğilimin varlığından bahsederiz. Örneğin; bazı ailelerin şeker hastalığına diğerlerinden daha fazla eğilimi vardır fakat yine de şeker hastalığı kalıtsal bir hastalık değildir.

Ancak hastalığın kendisi (sadece hastalığa olan eğilim değil !)kalıtımın belirli kurallarına göre çocuğa aktarılmışsa burada kalıtsal hastalıklardan bahsederiz.

Epilepsi kalıtsal bir hastalık değildir, epilepsi hastalığı anne-babadan çocuğa geçemez. Bununla beraber epilepsiye olan eğilimin boyutu aileden aileye değişir.

Bu yüzdendir ki, her ne kadar hastalığın ortaya çıkması için eğilimin bir dış etkenle harekete geçirilmesi gerekse de bir ailenin birkaç üyesi epilepsi nöbetleri geçirebilir veya kronik (persistan, süreğen )epilepsi geliştirebilir.

Tabii ki hastalığın ortaya çıkışında bir dış etkenden çok, kalıtımın hayati rol oynadığı epilepsi türleri de vardır.bu tür epilepsi “birincil olarak genetik bağlantılı epilepsi” olarak adlandırılır.Bunun için kullanılan tıbbi terim ise “idiopatik epilepsi”dir. Çocuklukta bunun örneği, sık boşluk nöbetleri(pignolepsi)ve jacksonian veya rolandik epilepsidir.

Bununla beraber, bir çok epilepsi türünün gelişmesinde dış (edinilmiş) faktörler genetik eğilimden çok daha önemli bir rol oynar.bu tür epilepsilere ise “semptomatik epilepsiler “ denir.

Epilepsinin kalıtsal bir hastalık olduğu şeklindeki yaygın yanlış kanı bir çok aileyi mutsuz etmiştir.dolayısıyla çocuğunuzun hastalığından kendinizi sorumlu tutarak kendinize işkence etmek yerine çabalarınızı en doğru tedavi biçim bulmaya yöneltmek çok daha yerinde olacaktır.

EPİLEPSİ ZİHİNSEL YETMEZLİĞE VEYA DAVRANIŞ BOZUKLUKLARINA YOL AÇAR MI ? [yukarı]

Epilepsinin zihinsel hastalıklarla hiçbir ilgisi yoktur. Epilepsili çocukların çoğu, hem zeka düzeyi hem de davranış biçimi bakımından zihinsel olarak sağlıklıdır. Fakat yine de, epilepsili çocuklar arasında zihinsel özürlülerin sayısı epilepsili olmayan aynı yaş grubundaki çocuklardan daha fazladır. Bunun sebebi nedir?

Bildiğiniz gibi epilepsi genellikle organik beyin hasarının bir sonucudur (“Semptomatik Epilepsi” örneğin; doğum sırasında meydana gelen bir hasar, beyin hasarları).Eğer ciddi bir beyin hasarı meydana gelirse zeka gelişiminin de gecikeceği veya zekanın geri kalacağı açıktır. Bu durumda epilepsi ve zeka geriliği, kaynağı aynı olan iki semptomdur. Diğer bir değişle bu kaynak ciddi beyin hasarıdır. (Zeka düzeyindeki bu gerilik epilepsinin sonucu değildir.Tam tersine zekadaki geriliğe neden olan beyin hasarı epilepsiye de neden olur.) Bununla beraber beyin hasarı her zaman toplam zekada genel bir gerilemeye neden olmaz., fakat okuma-yazma, matematik veya yön-yer tespiti gibi belli performans alanlarında başarısızlığa neden olur veya en basit haliyle çocuk yaşıtlarına yak uydurmakta güçlük çeker. Bu tür vakalarda doktor, performanstaki kısmi yetersizliklere dikkati çeker.

Aynı konu, davranış bozuklukları için de geçerlidir; Ciddi beyin hasarı (epilepsili veya epilepsi olmaksızın) davranış bozukluğuna da yol açabilir(zeka düzeyi normal veya geri kalmış olabilir).Bu tür anormal davranış örnekleri; unutkanlık, konsantrasyon eksikliği, dikkatin kolayca dağılması, aşırı sinirlilik veya gerginlik, yavaşlık, çekingenlik ve hantallıktır.Bununla beraber, bu olası semptomlardan hiçbirisi epilepsiden değil, nöbetlerin temel sebebi olan beyin hasarından kaynaklanmaktadır.

Bazı anormal davranışlar beynin sinir merkezlerindeki hastalıkla ilgili fonksiyon bozukluklarından değil, dış etkenlerden kaynaklanırlar: Eğer anne- baba ve öğretmenler çocuğun performansının bir hastalık sonucu bozulduğunu dikkate almazlar veya tespit etmezlerse çocuk çok zorlanır.Bu tür çocuklar bu duruma sıklıkla okulda şımarıklık yaparak, zorluk çıkartarak, evde söylenenleri yapmayıp, söylenenlere karşı çıkarak tepki verirler. Gereğinden fazla evhamlı veya fazla koruyucu aileler hasta olan çocuklarının birçok şeyi yapmasını yasaklarlar ve hiçbir istekte bulunmazlar.Bu ise yaşça büyük çocuklarda bile fazla çocuksu tavırlar gelişmesine yol açar.

Sinir sisteminin fonksiyonel bozukluğundan kaynaklanan davranış bozuklukları sıklıkla yukarıda bahsedilen dış etkenlerden kaynaklanan davranış bozukluklarıyla birlikte görülür.Bu durum da bir nedeni diğerinden ayırmada güçlük yaratır.

Nadir vakalarda epilepsi nöbetleri zihinsel yeteneklerin kaybına yol açabilir, (örneğin; eğer Grand mal nöbetler hızlı seriler halinde seyrederse veya ‘epilepsi durumu’nda olabildiği gibi).

Ara sıra da olsa, epilepsi tedavisi için alınmak zorunda olan ilaçların da davranışta değişikliklere neden olabilir. Bu tür sorunlar ortaya çıktığında başvurulacak tek kişi çocuğunuzu tedavi eden doktordur.Eğer gerekiyorsa, size uygun önerileri anlatabilecek deneyimli bir psikoloğa gönderecektir.

 
  Tasarım : Ocopic.com